Perşembe, Ağustos 07, 2008

6 agustos 2008 gecesi ruyası

bizim direktör CK bana tel acmıs ama evde her yerde muzik sesi var, ne dediğini duyamıyorum. önemli de birşeyler diyor telefonda, salondaki müzik setini kapatıyorum ama salon bizim salon degil, ev desen o da degil burası bir baska yer sanki. burda renkler bile garip, evin içi gün batımı gibi kızıllar içinde, pencereden içeri sarı sarı güneş giriyor yani turuncumsu sepyamsı bir ortam var.
akşamüstü saatleri oldugunu düşünüyorum içimden, işten yeni dönmüşüm.
müzik sesi devam ediyor, evde iki tane bilgisayar varmış, onlardan da müzik sesi geliyor, nasıl bir müzik kirliliği bu, manyak mıyım ben. elde telsiz telefon geziniyorum, butun müzikleri kapatıyorum en sonunda. evet diyorum buyurun, sizi pek duyamadım... bana diyor ki, seni çok mutsuz görüyorum ofiste, çalışmaya isteksizsin, işler eline yapışıyor, böyle değildin eskiden. aynı anda hem telefondayız hem de güya bizim salon olan yerde karşılıklı oturuyoruz. bana diyor ki senin ruhuna hitap eden bir iki iş buldum gidip görüşmeni istiyorum, işlerden birisi bir gemide temizlik işi ya da mutfakta aşçılık, diğeri de uçakta hosteslikmiş. bu şekilde çok gezebilecekmişim, düşünüyorum şöyle..
o sırada telefon hattı kesiliyor, araya kuzenim giriyor, benimle geyik çeviriyor, ama beni geçmişten aramış, böyle 4 sene öncesinden bugünmüş gibi bahsediyor, ya diyorum neler oluyor.
telefonun üstündeki tombul düğmelere basıyorum, CK tekrar hatta, sanki arada onunla konuşmuşum gibi, tamam öyleyse diyor adresi aldın yarın git görüş. ben de diyorum ki sanırım zaman kayması oldu CK bey ben arayı kaçırdım, aklımı kaçırdığımdan artık hiç şüphe etmeyen CK diyor ki hemen senin yerine yeni birisini almalıyız!

neyseki rüya burada bitti. bazı insanlar vardır hani rüya görürlerken aslında rüyada olduklarını bilirler ve aman ne olan olsun, uyanacağım nasılsa derler. işte bende bu neyse ki hiç yok, herşey gerçekmiş gibi görüyorum rüyaları, çok heyecanlı oluyor. sadece bir kere anladım rüya gördüğümü 10 sene falan önceydi heralde, freddy kueger kırmızı yeşil çizgili kazağı üstünde, kovalıyordu beni bizim Uşak'taki evin önünde. benim ayağımda da 55 numara ayakkabılar koşamıyordum, işte bir tek o zaman bu olsa olsa rüya olur demiştim.
velhasıl, kuru bakır, tatil dönüşü ofise alışamadım, miğdem de bir yanmadır gidiyor, yanıbaşımda talcid, bu rüyalar da diğer taraftan hayırlısı...

3 yorum:

kafcamus dedi ki...

vakti zamanında bir yerlerden bulmuştum ben de bunu. ilginizi çeker belki diye düşündüm efendim.

Burçin Çobanoğlu dedi ki...

rüyanı uzun uzun yorumlardım hanım kızım. ama kısa yoldan anlatmak varken uzununa gerek yok diye düşünüyorum.
kısaca.. acıkta kalınmıs acilen örtünüz :)

ismail dedi ki...

ben gemi işini seçerdim ama death catch ortamı olmazsa. yengeçlerden hoşlanmadığımdan değil deniz tutmasından müzdaribim.